HIZLI ERİŞİM İLETİŞİM

Prof. Dr. Uğur Batı, TÜİK'in 'Yaşam Memnuniyeti Araştırması'nı yorumladı: Erkekler sıkıntılarını içine atarken, kadınlar çevreleriyle konuşarak çözmeyi tercih ediyor



Nişantaşı Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Uğur Batı, TÜİK verileri ışığında cinsiyet ve mutluluk ilişkisini, Türkiye’deki yaşam memnuniyetinin azalmasını ve bireyleri mutsuz eden faktörleri değerlendirdi.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) "Yaşam Memnuniyeti Araştırması"nın 2019 sonuçları açıklandı. Buna göre Türkiye’de “mutluyum” diyenlerin oranı, 16 yılın en düşük seviyesine geriledi. Kadınların erkeklere oranla daha mutlu oldukları sonucuna ulaşıldı. Evli bireylerin, evli olmayanlara göre daha mutlu oldukları görüldü. Yaş gruplarına göre mutluluk düzeyi incelendiğinde ise 65 yaş ve üzerindeki kişilerin mutluluk oranının en yüksek grup olduğu göze çarptı. 25-34 yaş grubunun mutsuzluğu ikiye katlanırken, “Para mutlu eder” diyenlerin 15 yılda yüzde 32 gerilediği görüldü.

“ERKEKLER DUYGUSAL SIKINTILARINI KADINLARA GÖRE DAHA FAZLA İÇLERİNDE YAŞIYOR”

Nişantaşı Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Karar Bilimci Prof. Dr. Uğur Batı, TÜİK’in yaşam memnuniyeti araştırmasının sonuçlarını değerlendirdi. 

Kadınlar ve erkeklerin kriz çözme stratejilerinin farklılık gösterdiğini belirten Batı, erkeklerin sıkıntılarını içlerine attığını, kadınların ise konuşarak ve çevrelerinden destek alarak daha kolay çözüm bulduklarını söyledi. "Erkekler duygusal sıkıntılarını kadınlara göre daha fazla içlerinde yaşıyor" diyen Batı, şöyle konuştu: 

"Oysa ki kadınlar, bir problemle karşılaştıklarında bunu kendi içlerinde çözebiliyor. Kadınlar, çevrelerini arkadaş ve aile sistemleriyle donatmayı erkeklerden daha iyi kurgulayabiliyor. Desteğe ihtiyaç olduğunda erkeklerden daha fazla destek alabiliyorlar. Bir diğer konu ise kadınların kriz çözme stratejisinin erkeklerden daha farklı olması. Erkekler genellikle dış faktörlerde çözümlerini arıyor. Buna içki ve sigara örneğini verebiliriz. Oysa ki bunlar daha fazla mutsuzluk veren faktörlerdir."

“KADINLAR GEÇMİŞİ ARDINDA BIRAKIP GELECEĞE ADIM ATMA KONUSUNDA DAHA BAŞARILI”

Kadınların öncelik belirleme, hayatı planlama ve geçmişe sünger çekip geleceğe bakma konusunda erkeklere kıyasla daha başarılı olduğuna dikkati çeken Batı, “Bu nedenle kadınlar, daha planlı ve programlı bir hayat kurmada çok başarılı. Kadınların özellikle sorun karşısında sportif çaba, kendilerine bakma anlamında daha istekli olduğunu görüyoruz” ifadelerini kullandı.

Kadınların, erkeklere göre duygusal olarak daha güçlü olduğunu belirten Batı, kadın ve erkeklerin sorunlarla başa çıkma stratejilerinin farklı olduğunu vurguladı.

“KADINLAR AZİMLİ VE HAYATLARINI DÜZENLİ TUTMAK İÇİN ERKEKLERDEN ÇOK DAHA FAZLA ÇABA GÖSTERİYOR”

Kadınların erkeklere göre daha azimli olduğunu ve isteklerini daha açık ifade edip, çözüm arayışında olabildiklerini savunan Uğur Batı, bu durumun de evrimsel biyoloji kaynaklı iddia etti. Prof. Dr. Batı, kadınların boşanma sonrasında da erkeklere göre daha hızlı toparlanıp yollarını çizdiğini şu sözlerle savundu:

"Boşanma sonrasında erkekler, genellikle yeni ilişkiler peşinde koşarken kadınlar bir süre kendilerini dinlendirebiliyorlar. Kadınlar, kendi kendilerine yetebilme konusunda erkeklerden çok daha iyiler. Örneğin boşanma sonrasında erkekler, genellikle yeni ilişkiler peşinde koşarken kadınlar bir süre kendilerini dinlendirebiliyorlar."

Özellikle şehirli kadınların, şehirli erkeklere göre pek çok konuda daha fazla çaba gösterdiğini belirten Batı, “Bunu istatistikler de destekliyor. Kişisel gelişim alanlarında kadınlar erkeklerden çok daha fazla çaba gösteriyorlar” diye konuştu.

“EVLİLİK YALNIZLIKTAN UZAKLAŞTIRIYOR”

Batı, "Bekar bireyler, evli olanlara oranla daha mutlu” algısını yıkmasına ilişkin ise şunları söyledi:

"Evlilik salt bir aile konusu, iki birey arasındaki gönül serüveni veya romantik aşkın doruğu falan değil. Evlilik olması için illa ki aşk olması gerekmiyor. Eşleşme, biyolojik bir olgu ama evlilik kültürel bir olgudur. Evlilik, aile ile birlikte toplumun en küçük yapıtaşını oluşturuyor. Bu yapıtaşına bakıldığında insanlar, bir arada olduklarında bir şekilde bağ kurma arayışının sonucuna ulaşmış oluyor. Çiftler zorluklar, krizler karşısında birbirlerini destekleyebiliyorlar. Diğer taraftan evlilik yalnızlıktan uzaklaştırıyor. Evli insanların ilk önce aile içerisinde, daha sonra diğer evli kişilerle oluşturdukları sosyal yapılara denk geliyoruz. Bu da bireyleri yalnızlık anlamında destekleyen bir durumdur. İnsanlar kaygı ve korkularını paylaşarak atlatıyor. Bunlarla baş edebilme konusunda evliliğin avantaj olduğunu gözlemlerimiz sonucu söyleyebiliriz. Bunun dışında evlilik fizyolojik ve psikolojik açıdan birçok yönüyle bireyi mutlu kılabiliyor. Evliliğin bireye sağladığı sosyal destek, yalnızlıktan koruyucu niteliği ve yaşama kattığı anlam itibarıyla kişiyi mutlu ediyor. Diğer taraftan düzenli cinsel yaşam ve beslenme konuları da bireyin mutluluğunu olumlu yönde etkiliyor."

ANNE-BABASI KAVGA EDEN ÇOCUK İLE SAVAŞTAKİ ASKERİN PSİKOLOJİK BENZERLİĞİ

Prof. Dr.  Uğur Batı, sözlerini şöyle noktaladı:

Beyin araştırma mekanizmalarına baktığınızda evde anne-babası kavga eden bir çocuğun yaşadığı psikoloji ve onun beynindeki tezahürü aslında savaşta tepesinden vızır vızır kurşun geçen askerin psikolojisi ile aynı. Beyinde aynı yerler tepki veriyor bu duruma. Dolayısıyla bütün bu faktörler, insana ait olmayan bir şey olduğu için bırakın mutsuz etmeyi yaşamsal bir tehdit de oluşturuyor.

 

Yayınlanma Tarihi: 18.02.2020