HIZLI ERİŞİM İLETİŞİM

Tarih Bölüm Başkanımız Doç.Dr. Göknur Akçadağ'ın Kaleminden 11 Ekim Dünya Kız Çocukları Günü



Doç. Dr. Göknur Akçadağ

Nişantaşı Üniversitesi, Tarih Bölüm Başkanı & Kadın Çalışmaları

UN Women, Women's Economic Empowerment Platform, Global Champion (2016-...) 

11 Ekim Dünya Kız Çocukları Günü nasıl ortaya çıkmıştır, ne amaçla BM bu kararı almıştır? 

Dünya Kız Çocukları Günü 2012'de Türkiye Kanada ve Peru'nun teklifi ile BM' de kabul edilişinden bu yana, kız çocuklarının ve kadınların güçlenmelerine odaklanarak kız çocuklarının toplumda etkili bireyler olmalarını sağlamak ve potansiyellerini ortaya çıkarmak, önlerine çıkan engelleri kaldırmak için çaba göstermek amacıyla kutlanmaktadır. Kanada ve Peru ile birlikte ülkemiz tarafından hazırlanarak, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’na (66. Oturum) sunulan “Dünya Kız Çocukları Günü” karar tasarısı, 19 Aralık 2011 tarihinde oybirliği ile kabul edilmiş ve 2012 yılından itibaren her yılın 11 Ekim günü, “Dünya Kız Çocukları Günü” olarak kutlanmaya, farkındalık yaratacak etkinlikler yapılmaya başlamıştır. (No: 314, 26 Aralık 2011, Dünya Kız Çocukları Günü Başlıklı BM Kararı). BM üyesi ülkelere, BM bünyesindeki ilgili kuruluşlara, diğer uluslararası örgütlere ve sivil topluma, dünyadaki kız çocuklarının durumuna ilişkin bilinçlenme yaratma için çağrı yapılmıştır. Ülkemizde yukarıda sıralanan odaklar 11 Ekim tarihinde bu hedefler doğrultusunda çeşitli çalışmalar yapmaktadır ve bilinir hale de gelmiştir. Karar sonrası ülkemizin adı geçen ülkelerle etkinlikler yaparak, diğer ülkelere bu kararı ve önemini anlatmak için çaba gösterdiğini bürokrat dönemimde gözlemlemiştim. Bu açıdan benim için ayrı bir önemi bulunmaktadır. 

Bu karar ile kız çocuklarına, haklarının bilincine varma ve bu vesileyle potansiyellerini yansıtma ve hayata geçirme fırsatı sağlaması hedeflenmiştir. Kız çocuklarına karşı ayrımcılığın önlenmesi ve insan haklarından tam ve etkili bir şekilde yararlanmalarını sağlamak, eğitimleri ve kendilerini geliştirme potansiyellerini ortaya çıkarmak ve bunun önündeki engelleri kaldırmak, kadınların ve kız çocuklarının bilime tam katılımını teşvik etmek ve kariyer gelişimlerine imkan tanımak için çalışmalar yapmak, meslek dallarının her alanına, STEM alanlarına da yönelmelerini sağlamak gibi pek çok hedefi bulunmaktadır. BM Binyıl Kalkınma Hedeflerine ulaşılmasına da vurgu yapılan kararda,  kız çocuklarının desteklenmesinin, güçlendirilmesinin ve onlara yatırım yapılmasının son derece önemli olduğu, ayrıca bunun başarılmasının kız çocuklarına karşı ayrımcılık ve şiddeti önleyeceği, onların insan haklarından tam ve etkili bir şekilde yararlanmalarını sağlayacağı, kız çocuklarının güçlendirilmesinde ailelere ve toplumlara büyük rol düştüğü de vurgulanmaktadır. 

Etrafımıza baktığımızda, dünyaya, ülkemize,  kanunlara, yazılan politikalara ve koyulan evrensel hedeflere rağmen kadınlara ve kız çocuklarına yönelik ayrımcılık ve eşitsizlik devam ettiğini görmekteyiz. Dünya’nın pek çok ülkesinde yasal olarak kadınlarla erkekler eşit olarak gözükse de, uluslararası çok sayıda sözleşme, belge ve tavsiye kararları bunu sağlama yolunda ülkeleri yükümlü kılsa da, eğitim imkanlarına ulaşmada, iş gücüne katılımda, meslek seçiminde, geleceğini planlamada birçok alanda cinsiyet ayrımı devam etmektedir. Bu nedenle kadının ve kız çocuklarının güçlenmesi, cinsiyetçi kalıp yargılarının kırılması hayati öneme sahiptir. Çözüm için özel politika ve uygulamalar geliştirmek, tüm politika ve programlara bu bakış açısının yerleştirilmesi gerekiyor. 

Nişantaşı Üniversitesi bu konudaki politikaları, kız çocuklarının ve genç kadınların eğitim hayatında iyi yetişmesini ve istihdama dahil olmasını kurumsal olarak önemsemekte ve plan ve programlarına yukarıda yer alan ilkeleri, hedefleri yerleştirmeye çalışmaktadır. Öğrencilerimizde bu konuda farkındalık yaratmak için, geçen yıl Dünya Kız Çocukları Gününün önemini vurgulayarak, Nişantaşı Üniversitesi, Turkish Women International Network (TurkishWIN) ve BinYaprak Dijital Kız Kardeşlik Ağı ile birlikte farkındalık yaratacak bir gerçekleştirilmişti. Sadece 11 Ekim, 25 Kasım veya 8 Mart gibi belirli günlerde değil, eğitim süresince cinsiyet eşitliğinin her yönü ile anlatılması, çeşitli derslerle bütün öğrencilerin bilgilenmesinin, bilinçlenmesinin sağlanması gerçekleştirilmektedir. Nişantaşı Üniversitesi olarak bütün bu hedefleri öğrencilerimize anlatmayı, katılımcı olmalarını sağlamayı ve kendilerini gerçekleştirmek yolunda bilgilenmelerini sağlamayı önümüzdeki süreçte de sürdüreceğiz. Üniversitemizde kurma aşamasında olduğumuz Nişantaşı Üniversitesi Kadın Çalışmaları Merkezi de bütün bu konularda çalışmalar yapmayı, sorunların çözümüne katkıda bulunmayı hedeflemektedir. 

Kız çocuklarının ve kadınların eğitimi bu açıdan kilit noktada yer alıyor. Eğitime erişim konusunda neler söyleyebilirsiniz? 

Kadınların eğitimi ya da eğitimde toplumsal cinsiyet eşitliği, uluslar arasında insani gelişmeyi ölçmeye yarayan temel göstergelerden biridir. Kız çocukları eğitim süreçleri boyunca cinsiyet ayrımcılığı ve cinsiyetçi tutum ile karşılaşabilmektedir. Kız çocuklarının erken yaş evlilikleri başlıca sorunlardan birisidir. Eğitime ulaşmalarının ve  cinsiyet kalıplarının önlerindeki engelleri kaldırmak  kritik önemdedir.  Eğitim alanında her ülke hatta toplumun farklı kesimlerinde farklı boyutta sıkıntı yaşanabilmektedir. Mesela ülkemizde zorunlu eğitim yaşlarında kızlarla erkekler arasındaki cinsiyet eşitsizliği düşük oranda hatta eşit düzeydedir fakat Afrika ülkelerinde yüksek orandadır. Ülkemizde bilim ve teknoloji alanlarında kızların eğitimi artmakla beraber, sıra istihdama gelince aynı oranda artmaması, istihdama dönüşmemesi dikkat çekmektedir. Bu açıdan OECD verilerine göre gelişmiş ülkelerde bu oran % 60 iken bizde % 32’dir. Genç nüfus içinde eğitim ve istihdamın cinsiyete dayalı farkları genç kadınlar aleyhine olan durumu ortaya koymaktadır. 15-29 yaş aralığındaki kadınların atıl kalma oranı yüzde 24.5 ile OECD ülkeleri arasındaki en yüksek orandadır. 

Erken yaşta ve zorla evliliklerin kız çocuklarının geleceği için önemli bir sorun olduğunu vurguladınız. Bu konuda uluslararası yeni güncel gelişmeler nelerdir? 

Dünyada ve ülkemizde, erken yaşta ve zorla evlilikler kız çocukları için küresel olarak yaygın bir insan hakları ihlali olmayı sürdürmektedir. Çocuk yaşta evlenen kız çocukları cinsel istismar, tecavüz ve şiddete maruz kalmakta; hem de eğitimlerine devam edememektedirler. UNICEF verilerine göre bugün dünya genelinde 20-24 yaşları arasında olan kadınların %21’i 18 yaşından önce evlenmiştir. Sahra altı Afrika’da bu oran %38’e çıkmaktadır. Bu sorunla küresel düzeyde mücadele BM öncülüğünde sürdürülmektedir. Nitekim 5.3 sayılı Sürdürülebilir Kalkınma Hedefi erken yaşta evlilikler dahil olmak üzere üye devletlere kadınlara ve kız çocuklarına yönelik tüm zararlı uygulamaları sonlandırması çağrısında bulunur. Ayrıca; 2018 yılında BM Genel Kurulunda “Çocuk Yaşta, Erken ve Zorla Evlilikler” başlıklı kapsamlı bir karar tasarısı oylama yapılmaksızın kabul edilmiştir. Bir diğer çok güncel gelişme; 9-23 Ekim 2019 tarihlerinde yapılacak UNESCO 207. Yürütme Kurulu (YK) gündemine dahil edilecek "Erken yaşta evlilikler, erken ve istenmeyen gebelikler" başlıklı karar tasarısıdır. Tasarının kabul edilmesi halinde UNESCO üye ülkelerde eğitimin tüm kız çocukları için bir hak olduğundan hareketle erken yaşta evlilikler konusunda çalışmalar yürütülecektir. Önemli olan bu karar tasarılarını ve tavsiye kararlarını ülkelerin kararlılıkla uygulamasıdır. 

Kız çocuklarının eğitimi açısından devletleri ve toplumu yönlendiren temel dökümalar nelerdir? 

Çocukların ve bu bağlamda kız çocuklarının eğitim hakkını koruyan çok sayıda uluslararası, ulusal metinler var. İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi ve Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi  (CEDAW), Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, UNESCO Eğitimde Ayrımcılığa Karşı Sözleşme, BM Çocuk Hakları Sözleşmesi, Avrupa Sosyal Şartı, 1995 tarihli Pekin Konferansı ve Pekin Deklarasyonu ve Eylem Platformu, gibi önemli aşamalar, eğitim hakkı konusunda kilometre taşlarını oluşturmuştur. Anayasa,  Milli Eğitim Temel Kanunu, İlköğretim ve Eğitim Kanunu ve  YÖK kanunu, Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Ulusal Eylem Planı (2008-2013), Kadının Güçlenmesi Strateji Belgesi ve Eylem Planı (2018-2023), AÇSHB’nin Çocuk Hakları Strateji Belgesi ve Eylem Planı 2013- 2017, TBMM-Kadın-Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu’nun 2014’te hazırlanan eğitim hakkı ve eğitimde toplumsal cinsiyet eşitsizliğine ilişkin raporu, Avrupa Konseyi ilgili komisyon strateji belgeleri ve kararları, BM  Kız Çocukların Eğitimi Girişimi (UN Girls Initiative, kız çocukların eğitimiyle ilgili bir küresel politika gündemi belirleme amacıyla çalışan UNGEI  İyi Uygulamalar İşbirliğini vd. sıralayabiliriz. 

Ayrıca 2015 yılında yürürlüğe giren Küresel Hedefler dediğimiz, BM Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri (SDG)’ni de bilmemiz gerekiyor. Bu anlamda SDG’nin 4. Hedefi,  Eğitimde kapsayıcılık ve eşit kalite sağlanması ve herkes için yaşam boyu öğrenme fırsatları sunulması, 5.hedef, toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması ve tüm kadınların ve kız çocuklarının güçlendirilmesine vurgu yapmaktadır. 2030 yılına dek, eğitimde toplumsal cinsiyet eşitsizliklerinin giderilmesi ve kırılgan kesimler için eğitimin tüm basamaklarına ve mesleki eğitime eşit koşullarda erişim imkanı tanınması, bütün gençliğin ve kadın-erkek yetişkinlerin önemli bir kısmının okuryazar olmasının sağlanması ve matematiksel becerilerinin geliştirilmesi, kadınlara ve kız çocuklarına karşı her türlü ayrımcılığın her yerde sona erdirilmesi, kadınları ve kız çocuklarını hedef alan, insan ticareti ile cinsel ve diğer istismar türleri dahil olmak üzere her türlü şiddetin sona erdirilmesi, çocuk yaşta, erken ve zorla evlilikler gibi zararlı uygulamaların  sona erdirilmesi, her alanda kadınların ve kız çocuklarının güçlendirilmesi için güçlü politikalar üretilmesi ve izlenmesi ve var olanların takviye edilmesi ve uygulanabilir mevzuat geliştirilmesi alt maddeler olarak sıralanmaktadır. 

Kız çocukları açısından eğitim alanında çeşitli olumlu göstergeler bulunmakla birlikte, UNESCO Küresel İzleme Raporu’nda, 2017-2018 verileriyle Türkiye’de 15- 24 yaş grubundaki toplam 66 000 okumaz-yazmaz kişinin % 81’inin ve toplamı 2.618.000 olan 15 yaş üstündeki okuryazar olmayan nüfusun %85’i kadınlardan oluşması, bu alanda çalışmalar yapılmasının gerekliliğini bizlere göstermektedir.

Her alandaki kadın istihdamının artırılması, meslek liselerinde okuyacak kız çocuklarının, bilgisayar ve bilgi teknolojileri gibi yoğun olarak  talep gören alanlara ve iş gücü piyasasının taleplerine göre yönlendirilmesi, okullarda okutulan  ders kitaplarındaki cinsiyetçi ifadelerin giderilmesi ve çocukların, eğitim sisteminden başlayarak, cinsiyete dayalı iş seçiminden kaçınılması ve çocukların buna göre yönlendirilmemesi, aile, öğretmeler ve toplumun yanlış algısını değiştirmek, matematik ve fen bilimlerinde kız çocuklarının eğilimini teşvik etmek gibi görevler hepimizin. 

Uzmanlara göre günümüzdeki mesleklerin % 62’si yapay zeka teknolojileri ile dönüşüme uğrayacak, %5’i varlığını koruyacak, geriye kalanı geçerliliğini kaybedecek. Bu göstergeler ve veriler, eğitime ve iş gücüne dahil olma ve meslek seçiminde kız çocukları ve kadınların dezavantajlı durumdan çıkmaları açısından  için dikkat çekicidir. Ulusal İstihdam Stratejisinde (2014-2023), kadınların işgücüne katılımının 2023 yılına kadar % 41’e yükseltilmesi ve kayıt dışı çalışma oranının % 30’a düşürülmesi hedefinin tutturulabilmesi, ancak eğitim ve işgücüne katılımın doğru parametrelerle topluma benimsetilmesinden ve konuyla ilgili bütün tarafların güçlü stratejiler oluşturulmasından geçmektedir.

Milyonlarca kız çocuğunun okula gidemediği dünyamızda, 15-29 yaş aralığındaki genç kadınların istihdam ve eğitime erişim konusunda erkeklere kıyasla kat kat dezavantajlı durumda olan ülkemizde  daha yapacak çok şey var. Bunu değiştirmek, kız çocuklarının eğitimde, bilimin bütün alanlarında, sanatta ve sporda kendilerini geliştirebilmeleri bizlerin, bütün sorumlu tarafların ve genç nesil ile yüz yüze üniversitelerin ana görevlerinden birisi.

Yayınlanma Tarihi: 11.10.2019
Görüntülenme: 288