TR
Nev Online
İstanbul Nişantaşı Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen “Cerrahi Hemşireliğini Güçlendirmede Dijitaleşmenin Rolü Sempozyumu”, Hemşirelik Bölüm Başkanı Doç. Dr. Fadime Çınar’ın açılış konuşmasıyla başladı. Çınar, dijitaleşmenin sağlık sistemlerine etkisi, etik ilkelere bağlı kalmanın önemi ve disiplinlerarası iş birliğinin gerekliliğine değinerek, sempozyumun cerrahi hemşirelik alanında güncel yaklaşımların paylaşılması ve mesleki gelişimin desteklenmesi açısından önemli bir fırsat sunduğunu vurguladı.
Sempozyum, İstanbul Nişantaşı Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Uğur Yozgat’ın konuşmasıyla devam etti. Yozgat, sanatın özellikle müziğin sağlık sistemlerinde iyileştirici etkisine dikkat çekerek, sağlık çalışanlarının psikolojik iyi oluşlarının desteklenmesinde sanatın önemli bir rol üstlendiğini belirtti. Müzikal etkinliklerin, mesleki tükenmişliği azaltmada ve sistemsel dönüşümde etkili olduğunu ifade etti.
Program, alanında uzman akademisyenlerin dijitaleşmenin sağlık sistemine etkilerini farklı boyutlarıyla ele aldığı oturumlarla sürdü.
İstinye Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Neriman Akyolcu, konuşmasında hemşireliğin yalnızca bir meslek değil, insan hayatına dokunan kutsal bir görev olduğunu vurguladı. Etik değerlere dayalı, bilimsel temelli hemşirelik eğitiminin önemine dikkat çeken Akyolcu, kaliteli sağlık hizmetinin yalnızca bilgi ve beceriyle değil, aynı zamanda sağlık çalışanlarının refahı ile yakından ilişkili olduğunu belirtti. Hemşireliğin saygınlığını artıracak politikaların desteklenmesi gerektiğini ifade ederek konuşmasını tamamladı.
İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Öğr. Üyesi Nurgül Arpag, dijital teknolojiler ve yapay zekâ uygulamalarının sağlık alanındaki etkilerini değerlendirdi. Bu teknolojilerin yalnızca hizmet kalitesini artırmakla kalmayıp, bireylerin sağlığa erişiminden tedavi süreçlerinin verimliliğine kadar önemli katkılar sunduğunu ifade etti. Sanatla bütünleşen dijital uygulamaların kişiselleştirilmiş bakımı desteklediğini, sağlık çalışanlarının iş yükünü dengelediğini belirtti. Konuşmasını, teknolojiyi daha etik, insani ve etkili kullanmanın ortak sorumluluğumuz olduğu mesajıyla tamamladı.
İstanbul Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Yasemin Uslu, pandemi sürecinin eğitim ve toplumsal yaşam üzerindeki etkilerine değindi. Bu dönemin yalnızca bir zorluk değil, aynı zamanda uyum sağlama ve yenilik üretme fırsatı sunduğunu ifade etti. Dijital araçların etkin kullanımıyla öğrencilerin akademik ve kişisel gelişimlerinin desteklendiğini belirten Uslu, eğitimin sadece bilgi aktarmak değil; birlikte öğrenmek, gelişmek ve geleceğe hazırlanmak olduğunu vurguladı.
Bezmialem Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Öğr. Üyesi Mahmut Dağcı, gelişen sağlık teknolojilerinin enfeksiyon kontrolü ve hasta bakımındaki etkilerine değindi. Özellikle Avrupa’da yaygın kullanılan akıllı medikal cihazların hasta güvenliğini artırdığını ve sağlık çalışanlarının iş yükünü azalttığını aktardı. Yoğun bakım ve sterilizasyonun kritik olduğu alanlarda kullanılan bu cihazların, genetik tarama ve enfeksiyon izleme gibi sistemlerle entegre çalıştığını belirten Dağcı, olumlu prototip sonuçlarının cihazın yaygınlaşma potansiyelini ortaya koyduğunu ifade etti.
Rumeli Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yazile Sayın, dijitaleşmenin beraberinde getirdiği etik ve hukuki sorumluluklara dikkat çekti. Yapay zekâ
destekli tanı sistemleri ve uzaktan sağlık hizmetleri gibi yeniliklerin hasta mahremiyeti ve veri güvenliği gibi önemli konuları da gündeme taşıdığını belirtti. Dijital sistemlerdeki güvenlik açıklarının birey ve toplum sağlığını tehdit edebileceğini vurgulayan Sayın, dijital dönüşümün sürdürülebilirliği için etik ve hukuki boyutların göz önünde bulundurulmasının hayati önem taşıdığını ifade etti.
Malatya Turgut Özal Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Serdar Sarıtaş, konuşmasında uzayda yönelim problemlerinin insan fizyolojisine etkilerini ele aldı. Astronotların üç boyutlu uzay ortamında yön duygusunu kaybetmelerinin ciddi fizyolojik ve nörolojik sonuçlara yol açtığını ifade etti. Yerçekiminin yokluğu nedeniyle vestibüler sistemin işlevini yitirdiğini; otolitlerin iç kulaktaki reseptörlerle temas kuramaması sonucu bireylerin vücut pozisyonlarını algılayamadığını ve bu durumun "uzay şapşalığı" olarak adlandırıldığını belirtti. Prof. Dr. Sarıtaş, uzay yolculuklarının yalnızca teknolojik değil; aynı zamanda fizyolojik ve psikolojik açıdan da oldukça karmaşık süreçler olduğunu vurgulayarak konuşmasını tamamladı.
Sempozyum, dijitaleşmenin sağlık hizmetlerindeki çok boyutlu etkilerini; bilimsel, etik, teknolojik ve insani yönleriyle değerlendiren katkılarla, katılımcılara kapsamlı bir perspektif sunarak başarıyla tamamlandı.